Yarın hepimiz için çok geç olacak

Merhaba LRF-Olta okuyucuları,
Denizlerimizde ve iç sularımızda bazı problemlerin olduğunu ve bu konu üzerine LRF-Olta ailesi olarak da elimizi taşın altına sokma vaktimizin geldiği kanısına vardık. Denizlerimizde ve iç sularımızda yaşadığımız tüm sorunlar bizim sadece balık tutmamızı değil sağlığımızı da etkileyeceğini de bilmeliyiz.

Öncelikle olayı özet geçelim: Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki bir limanda iki tank arasında ikmal yapılırken denize akaryakıt sızması üzerine yaşanan çevre felaketine neden oldu. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Necmi Kahraman, yaptığı açıklamada, Dilovası’ndaki bir limanda 2 tank arasında ikmal yapılırken denize fuel oil maddesi sızdığını söyledi. (NTV)

Edinilen bilgiye göre, Diliskelesi’nde bulunan bir limandan fuel-oil nakliyesi yapan bir tankerden denize tonlarca yakıt sızdı. Denize sızan yakıtın lodosun da etkisiyle İzmit Körfezi’ne yayılması sonucu deniz hayvanları katrana bulandı. Katrana bulanarak zor da olsa kıyıya çıkan bazı deniz kuşları ise hareket edemez hale geldi. (Ogünhaber)

Dalgıçlık mesleklerini yerine getiremediklerini ifade eden Topçu, “Denizin yüzeyinde bu pislik devam ediyor. Suyun altında da devam ediyor. Bizim sağlığımız da sıkıntıya girebileceği için dalışımıza izin verilmiyor” ifadelerini kaydetti.  (İHA)

Olayın Dilovası Diliskelesi Mahallesinde bulunan bir limanda meydana geldiği iddia edildi. Edinilen bilgiye göre, Diliskelesi’nde bulunan bir limandan fuel-oil nakliyesi yapan bir tankerden denize tonlarca yakıt sızdı. (En Son Haber) 

Son yaşanan olaylar aslında denizlerimizdeki denetimler ve önlemler konusunda çok kişiyi tedirgin etmeye yetti. İzmit Körfezi’nde yaşanan akaryakıt sızıntısı, Dilovası’ndan başlayarak Derince kıyılarına kadar rüzgarın da etkisi ile gelmeyi başardı. Olay sonrasında bir çok kişi hayvanları kurtarmak için uğraşsa da su üstündeki karabatakların ve martıların bir çoğu telef oldu. Su altındaki durum ise dalgıçların bu kirlilikte hayatını tehlikeye girmeleri sebebiyle görevlerini yapamadıkları için bilinmiyor.

FELAKET ORTADA, PEKİ SONRASI İÇİN ÖNLEMLER NELER OLACAK? DENİZLERİMİZDE YAŞANAN PROBLEM SADECE BU MU? 

Sürdürülebilir hayat ve sürdürülebilir avcılık için LRF-Olta ve LRF Kocaeli olarak biz de elimizi taşın altına koyduk. LRF Tekniği ile bütünleşmiş ileri gelen simalardan2 soru ile denizlerimizdeki kirliliği ve alınabilecek önlemleri sorduk. Herkes bu konuda sonsuz destek verdi. Özellikle LRF-Olta okuyucularına verdikleri destek için, bizi kırmayıp farkındalık için yaptığımız bu girişime destek veren, balık avcısı dostlarımız da bizi kırmayıp zaman ayırdıkları için teşekkür ederiz.

Farkındalık yaratmak ve denizlerde, içsularımızda daha hassas olabilmek adına bir yazı hazırladık.

1-Deniz ve iç sularımızda sürdürülebilir avcılık açısından gördüğünüz en büyük sorun nedir?2-Bu sorunların ortadan kaldırılması ve sürdürülebilir avcılığın devamı için çözüm önerileri nelerdir?

Ömer SOYAK

En büyük sorunlar aşırı ve denetimsiz avlanan ülkemiz gereksinimleri için fazlasıyla büyük olan gırgır filoları. Bilinçsiz tamamen balığı ve denizi ekonomik bir meta olarak görerek hazırlanmış sirküler. Eğitimsiz ve bilinçsiz hobi adı altında yapılan sözde sportif olta balıkçılığı… Önlemlere gelince boğazların gırgır filolarından arındırılması. Ava kısıtlama getirilmiş balık havzaları oluşturulması. Sirkülerin patronlar değil bilim adamları tarafından hazırlanması. Amatör olta balıkçılığına tam bir eğitim ve denetim getirilerek. İnsanların hobiyi yaparak öğrenmesi değil bir eğitimden geçtikten sonra hobiye başlaması sağlanmalı. Körfezde zaten gırgır yok. Ama iç su yani gölet olarak çok zenginiz fakat kullanamıyoruz. Bilinçsiz avcılık için bir denetim ve av limiti şart.

Oğuz YILDIRIM

Denetim eksikliği ve kurumlar arası koordinasyon olmayışı ( jandarma, polis, su ürünleri ,kaymakamlıklar ve belediye ) konuya vakıf olmayan kolluk kuvvetleri yasaklı türleri ve bölgeleri bilmiyorlar. İhbarlara yeterli müdahalede bulunamıyorlar.

Su ürünlerinin liderliğinde bir komisyon kurularak ihbarlara etkin bir şekilde nasıl yaklaşılır seklinde kolluk kuvvetlerine eğitim verilmesi ve 24 saat hizmet veren bir ihbar hattının kurulması.

Savaş DURSUN

Çok uzun bir konu aslında. Tebliğ ve su ürünleri kanunu baştan aşağı yanlış. Balık boy limitleri, amatör avcılar için dönem yasaklarının olmaması, zararlı av gereçleri, rezerv alanlarının olmayışı… En büyük sorun aşırı ticari avcılık. Devasa gırgır gemilerinin biyologların göç koridorunda kota olmaksızın bebek balık avlayabilmesi. Su ürünleri kanunundaki yanlışlıklar neticesinde gırgır gemilerinin devasa ağları ile boğazlar gibi biyolojik göç koridorları dahil limit/kota olmaksızın aşırı miktarda bebek boyda balık avcılığı yapabilmesi. Çözüm yok. Gırgır reisleri mecliste çok güçlü bir lobi yapmış. Milyonlarca TL para dönüyor işin içinde. Para uğruna balıklara bir kez bile üreme şansı tanımadan kökünü kazıyor gırgır gemileri. Marmara’da trol yasak. Karadeniz’de birçok alanda yasak. 3 milin içine giremiyorlar. Gırgır ağı trol torbasının yüzlerce katı. Trolde günde 30-50 kasa balık ancak yakalanabiliyor. Gırgır ise her volide binlerce kasa balık avlıyor. Körfezde çok fazla küçük Voli kayığı var. İç sularda denetim yok. Kaçak misina ağ atanlar (Tırıvırı, parasüt vs.). Ve yine hatalı tebliğ.

İsmail GENÇER

Denizlerimizde yeteri kadar fabrika atıklarından korunamaması denetimlerin yetersiz ve devletin bu denetimi bazı kimyasal analiz yapan özel firmalara yaptırması. Balık türlerinin ergenliğe ulaşmadan avlanması, göç balıklarının boğazlardan geçiş dönemlerinde giriş ve çıkışların tamamen gırgırların abluka altına alınmasına izin verilmesi. Balıkların yuvalanabilmesi için denizin içinde yeteri kadar batık ve yuva bulunmaması. Yasal limitleri zaten yetersiz olan türlerin denetimleri canlıyken denize iade edilmeli limit altında olan balıkların öldükten sonra denize dökmenin hiçbir yararı olmamaktadır. Av dönemlerinde gırgırların hepsi değil, dönüşümlü ve denetimci eşliğinde ava çıkmaması. Sahil güvenliğin sürekli aktif konumda devriyede olmaması. Ağcıların sadece açık denizde avlanmayıp kıyıya sıfır noktasına kadar gelip yuvalanmış balıkların da yuvalarından etmiş olması. Bu konuda birebir ilgilenen bir bakanlığın olmaması.

Çözüm ise; göllerimizde, iç sularda popülasyonun istilaci türler tarafından yok olmaya yüz tutmuş olması. Doğal hayatın ziyaretçiler tarafından sürekli kirletiliyor olması. Göllerde ağcılığın tamamen yasaklanması ve denetimlerin her zaman yapılması. Ağ timi kurulması cezaların hapis cezası olması. Yasak dönemlerde yakala bırak dahil hiçbir balığı strese sokup hamile bir balığı sudan çıkarılmaması. Tırıvırıya cezaların çok ağırlaştırılması. Küçük göller sadece sportif amaçlı balıkçılara yakala bırak amaçlı avlara müsade edilmeli. Medyanın yakala bırak avlara özendirici kamu spotu oluşturmaması. İç sularımıza her yıl düzenli olarak popülasyonu bozmayacak turlerin salınması.

Necati SERİNDERE

Deniz ve iç sularımızda sürdürülebilir avcılık açısından gördüğünüz en büyük sorun nedir? Denizlerimizde ve iç sularımızdaki en büyük sorun denetimsizlik. Sahil güvenliğin, jandarmanın, polisin ve derneklerin üzerine düşen görevleri tam anlamıyla yerine getirmemesi en büyük problemlerdir benim için. Örneklendirmek gerekirse; denizlerimizde geceleri sandalların ışıklı sistemlerle ağ atıp denizi döverek ufak büyük demeden bütün balıkları alıkoyması bunlara şahit olan biz sportif balıkçılar sahil güvenliği bir gecede 10 kere aramış olmamıza rağmen gelmemeleridir. Bu bir kere değil iki kere değil üç kere değil bu sürekli yaşanan bir şey. İç sularımızda da durum hemen hemen aynı durumda. Tırıvırı kullananları sözlü olarak sürekli uyarırız eğer hala devam ediliyorsa jandarmaya bilgi veririz ancak jandarma olay yerine gelmiyor. Gerekli yaptırımlar yapılmadığı için sorun büyümeye devam ediyor.

Sürdürülebilir bir avcılık için alınması gereken en büyük önlem denetimler arttırılmalıdır. Gerekli denetimlerin yapıldığında olumsuz sonuçlarla karşılandığında yaptırımların çok ağır olması gerekmektedir. Hata yapanı affetmezsek ve örnek olacak bir ceza verirsek sistem yavaş yavaş yerine oturacaktır. En başta da dediğim gibi sıkı denetim her şeyin başı olmalı. Gelen şikayetlere en kısa surede müdahale edilmesi gerekmektedir. Halk evleri veyahut belediyelerce bu konuda uzman kisiler tarafından eğitimler verilmeli balıkçılıkla uğrasan herkese teşvik edici belgeler ödüller verilmeli..

Ahmet ÇOBAN

Aslında bu sorun sadece deniz ve iç sularımızda yok, insanoğlu ihtiyacından çok fazla ve geleceğini hiç düşünmeden tüketmeye alıştırmış kendini. Eğer bizler su ve hava kadar denizlerimizdeki ve iç sularımızdaki canlılara ihtiyacımızın olduğunu anlamaz isek yarın hepimiz için çok geç olacak ve keşkeler hiçbir sonuç vermeyecek. Ama asıl konumuz amatör balıkçılıktaki sürdürülebilir avcılık. Bu konuyla alakalı sorunun asıl kaynağı, deniz ve iç sularımızdaki balıklar hakkında hiçbir bilgisi olmayan liyakatsiz insanların görev başında olması ve yayınladıkları sirkülerde avlanabilir boy ölçüsü, av yasağı veya av sezonları hakkında bilinçsiz olması, sivrisinekle doğal mücadele adı altında göletlere bırakılan başka balıkların yerli balıklara olan zararı v.s. gibi bir çok konudan bihaber olmasıdır. Cezaların çok düşük olması, uygulanmaması, takip edilmemesi de büyük etkenlerin başında gelir. Bir çok Avrupa ülkesinde avlanmak için izin aldığın bölgeden başka bir bölgeye geçmek istersen, aynı dere bile olsa, yeni izinler alman gerekiyor ve kullandığın yemi özel solüsyonla yıkaman gerekiyor…

Bu sorunların ortadan kaldırılması için sihirli bir değnek lazım ve sanırım o da bizde yok. Tabi ki eğitim ve örnek avcılıkla bu işler zaman alsa da bir miktar çözüm gibi görülebilir. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, bakanlığımızın olmaması bile bu sorunun çözümü için ne kadar uzun bir zamana ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Bizler elimizden geldiğince örnek olarak yeni nesili bilinçlendirmeliyiz ve bütün olumsuzluklara rağmen mücadelemize devam etmeliyiz. Bu uğurda sözde değil, gerçek manada hepimiz taşın altına elimizi koymalıyız.

Alper SERTTAŞ

LRF-Olta yöneticiliğinden önce, çevre mühendisiyim. Denizlerdeki canlılardan önce insan sağlığına önem vermek zorundayım ki bu konu daha da kritik hale geliyor aslında. Benim gördüğüm en büyük sorun denize limit üstü deşarjlar, akarsu ve göllere kaçak deşarj. Fakat denetim konusu belki de ayrıca bir konu olmalı. Öneri olarak bireysel ihbar hattı kurulması. Vatandaşın ve avcıların da denetimci olmasını devletin denetim kurumuna yardımcı olmasının doğru olacağı görüşündeyim. Kaçak av ve deşarjların fotoğraflanması ve devlet kurumunda bu fotoğrafların anında inceleneceği bir kurum olmalı. Fotoğraflayan vatandaşa, atılan atığın cezasından tahsil edilen ücretten % pay verilmeli. Böylelikle devlet kurumlarındaki denetimsizliğe denizini gölünü göletini korumak isteyen avcılarımızın ve çevrecilerimizin de direkt olarak katkısı olur ve bu denetimleri zevkle yapacaklarından da eminim.

Sercan GENÇER

Bana göre ülke genelindeki en büyük problemimiz , bilinçsiz avlanma ve av limitlerinin çok düşük olması. Kocaeli genelinde de , gerek amatör balıkçı adı altında yavru balık katliamı yapan vatandaşların , gerekse de kıyıya kadar girerek misina ağ ve voli ile çeviren küçük ticari balıkçıların çokluğu bir çırpıda sayabileceğim tehdit unsurları.

Bu problemleri ortadan kaldırabilmek için ; öncelikle sirkülerde ciddi düzenlemeler yapılmalı. Balık avlanma limitleri , türlere göre farklı üreme olgunlukları da göz önünde bulundurularak , vicdani limitlere doğru çekilmesi gerekli. Denetimler daha profesyonel bir şekilde gerçekleştirilmeli , denetlemeyi yapacak kişiler alanlarında iyi bir eğitim almalı , cezalar caydırıcı bir hal almalı. Özellikle iç sularımızda sürdürülebilir avcılık açısından Yakala & Bırak avcılığı teşvik edilmeli.

1-Deniz ve iç sularımızda sürdürülebilir avcılık açısından gördüğünüz en büyük sorun nedir?

2-Bu sorunların ortadan kaldırılması ve sürdürülebilir avcılığın devamı için çözüm önerileri nelerdir?

Bu iki soru altında bir çok kişiden görüş aldık ve sosyal medyada da anket yaptık. Ankete katılım 53 kişi ile gerçekleşmiş olup, büyük bir çoğunluk körfezde yaşanan felaketin hepimizin sağlığına etki ettiğini oylamıştır.

Kocaeli Barosu da bu durumla ilgili bir yazılı açıklamada bulundu. İzmit Körfezi’nde yaşanan kirliliğe dikkat çektiler.
http://www.kocaelibarosu.org.tr/Detay.aspx?ID=74900

Bölgedeki avcıların, ileri gelenlerin, baronun, habercilerin, bizlerin, hatta sizlerin de fikirlerini alarak ortaya güzel bir yazı çıkardık. Şimdi ise son bir görev kaldı. Yazımızı paylaşarak devlet yetkililerine duyurmak. Bizler sularımıza sahip çıktığımız sürece devlet kurumları da sesimizi duyacak ve yardımcı olacaktır. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz… (LRF-Olta ailesi)

  1. Deniz kenarları betonlarla durmadam çevriliyor sonunçta deniz kıyı olmadığından kendini temizleyemiyor. Kayıkla ağ çekenler kıyıdan çok balık avlayarak yuvalarının bozulmasına sebeb oluyor deniz e ağlarla balık avlanamayaçakları şekilde balık yuvaları oluşturulmalı Amatör belge için kişlerin eğitime tabi tutulması gerekir, Denizi in kirliğine sebeb olan atık atan gemiler denetlenmeli kirlileğe sebeb olan lar caydırıcı olarak cezalandırılmalı. saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir