Yağmurun ve rüzgarın meyvesi

Perşembe günü iş çıkışı yediğim rüzgar beni heyecanlandırmıştı. İnsanı rüzgar yağmur heyecanlandırır mı? Eğer aklınızdakiler başkayda hedeflere giden yolda yağmur da fırtına da beni heyecanlandırır. Cuma günü aklım balıkta, meralarda olsa da iş daha önemliydi tabi ki. Haftanın yorgunluğundan olsa gerek cuma akşamı uyuyakaldım balık saati kaçtı. Perşembe esen fırtına balığı kesin kıyılatmıştır diye düşünsem de kesin bilgi yoktu. Cumartesi sabahı keyifle çayımı içtikten sonra av marketine gezmeye gittim. (Millet avm gezer biz av marketi gezeriz. Galiba lrf hastalık.) Av marketinde duyduklarım düşündüklerimi fazlasıyla doğrulamıştı. Ama hava durumu yağmurlu gösteriyordu. Balık için yağmur yenir dedim ve acele acele çıktım av marketinden. Çantamı hazırladım mantığım gitme dese de ayaklarım geri gitse de bu hastalık işte…

22 Nisan cumartesi akşam 18.00 civarı merama vardım fakat hem erkendi hem de hava bozdu yağmur başladı. 7 derece havada ıslanıp üstüne yağmur yemek de yolumdan edemedi. Bir saat durmaksızın denizi dövdüm. Tek vuruş yoktu. Oltamı elime alıp kıyıdaki bir kafeye oturdum. Hem ısındım hem çayımı içtim. O soğuk beni fena hırpalamıştı. İçimden son 5 atışı yapıp döneceğim diye kendime söz verdim ve beremi de kafama geçirip tekrar merama gidip başladım olta atmaya. 3. Atışımda kalama sesini duydum. İlk balık heyecanıyla başladım sarmaya. Kalamayı hiç kısmadım.

 

Balık önce kalama alsa da yoruldukça kıyıya doğru geldi. Tadını çıkara çıkara sardım diyebilirim. Balığı da aldım 5 atışta dönülmez şimdi tabi. 10atış daha verdim kendime. 3-5 atış derken bir tane daha vurdu. Önüme gelene kadar rahattım. Fakat tam oltayı kaldırırken kuvvetlice çırpınıp kurtuldu. Üzülmedim çantama attığım balık tadını çıkarmama yetmişti. Sonraki atışlarımda hava iyice bozmaya başladı. İyice ıslanmıştım hatta tabiri caizse sucuk olmuştum. Sonra bir kalama sesi daha duydum. Ama bu sefer çok kuvvetliydi. 25cmlik bir balık değildi. Kalamayı sıktım ama hala gidiyordu. Sert uçlu Nomura kamış büküldü. Düğümden kopacak korkusuna daha zorlayamazdım da. Biraz daha kalama aldıktan sonra bir kafa atarak oltadan kaçtı. Kaçan balık işte…

 

Sonrasında son 5 atış daha yapıp bir balık daha kandırdım. Daha devam etsem belki bir şansım daha vardı. Ama yağmur o kadar ıslamıştı ki montum ağırlaşmıştı artık. Bir de otobüs durağının epeyi uzak bir mesafede olması beni caydırmaya yetmişti. Oltamı topladım bir iki fotoğraf alıp, balığın verdiği heyecanla evin yolunu tuttum.

Yazı içine atmayı unuttum. Sarım olarak önce hızlı sarımları denesem de yavaş sarım ile balıkları kandırabildim. Kullandığım sahte bulutlu havalar için birebir sahteydi. Çok parlamayan ama UV özelliğinin büyük artısı olduğunu da biliyordum. Beyaz renk sahteler çok parlayıpbalığın ürkmesinden de çekindiğimden maria squash 95f modelinin bu rengi ile avıma devam ettim. Uv özellikli ve derin dalarlısahte, maria squash kalitesi ile de birleşince beni bile cezbeden sahteler yine güzel avlara imza atmamı sağladı.

 

 

Kullandığım doğru ekipmanlar beni hedefe daha çok yaklaştırdı. Lrf ile bu balıkları yakalamanın zevki tartışılmaz. İşte lrf oltası budur. Yine trofe tadında bir av gerçekleştirdim. Hepinize bol trofeli ve heyecanlı avlar dilerim. Rastgele…

Takım Bilgisi

Kamış: nomura hiro street 10gr
Makine: shimano sedona c2000s hgn kasa (2017 modeli)
Sahte: maria squash 95f uv özellikli gökkuşağı renkli
Kendo klips ve kendo 0.074mm örgü ip

Ekipmanlarımın tamamını görmek için: http://www.lrfolta.com/alperin-ekipmanlari/

Diğer av hikayeleri için: http://www.lrfolta.com/category/av-hikaye/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir